Starlings in Winter

Screen Shot 2016-01-05 at 7.01.31 PM

“Chunky and noisy,

but with stars in their black feathers,
they spring from the telephone wire
and instantly
they are acrobats
in the freezing wind.
And now, in the theater of air,
they swing over buildings,
dipping and rising;
they float like one stippled star
that opens,
becomes for a moment fragmented,
then closes again;
and you watch
and you try
but you simply can’t imagine
how they do it
with no articulated instruction, no pause,
only the silent confirmation
that they are this notable thing,
this wheel of many parts, that can rise and spin
over and over again,
full of gorgeous life.
Ah, world, what lessons you prepare for us,
even in the leafless winter,
even in the ashy city.
I am thinking now
of grief, and of getting past it;
I feel my boots
trying to leave the ground,
I feel my heart
pumping hard. I want
to think again of dangerous and noble things.
I want to be light and frolicsome.
I want to be improbable beautiful and afraid of nothing,
as though I had wings.”

 

– Mary Oliver

 

 

Advertisements

Üçüncü seneye yaklaşırken..

Sevgili arkadaslar,
Son bir sene icinde hayatimdaki bazi buyuk degisikliklikler sebebiyle cok vakit ayiramadim ama edebiyat kulubumuz capcanli, her ay bulusmaya devam ediyor.
Dilekolay, 3 seneye yaklasan bir varligimiz var.. Subat 2016da tam 3 yasinda olacagiz!! Neler okuduk, neler konustuk, hayata, insanliga dair, ne kadar guzel aksamlar, gunler gecirdik..
Soyle bir gecmise donup, “Neler okumusuz acaba?” diye soruyorsaniz kendinize, asagida su ana kadar okudugumuz butun kitaplarin (roman ve hikayelerin) listesini yaptim. Sizi bilmem ama benim gozumun onunden film seridi gibi hepsi birer birer gecti..Ozellikle Rus yazarlarin aksamlarinda ne derin muhabbetlere daldigimizi animsayip gulumsedim 🙂
Bu listeyi blogumuza da koyacagim. Ileride bizim gibi toplanmak isteyen baska gruplara da rehber olur belki.
Bir sonraki bulusma Aralik ayinin 15 ya da 16sinda, detaylari sonra gonderecegim. Kitabimiz Philip Roth – The Plot Against America.
Hepinizi cok seviyorum! Iyi ki varsiniz, iyi ki variz..
Cok sevgiler,
Esra
CHICAGO TURK EDEBIYAT KULUBU SUBAT 2013-EKIM 2015 OKUMA LISTESI

Charles Dickens – A Tale of Two Cities

Yasar Kemal – Ekin

Virginia Woolf – Mrs Dalloway

Raymond Carver – The Train

Kathyrn Stockett – The Help
Ernest Hemingway – The Old Man and the Sea
Antoine de Saint Exupery – The Little Prince
Baris Bicakci – Ogleyin Gelenler
Leo Tolstoy – Kreutzer Sonata
Fyodr Dostoevsky – Notes from the Underground
Paul Auster – Sunset Park
Anton Chekhov – The Complete Short Novels
Jane Austen – Persuasion
Irvin Yalom – Love’s Executioner
Rainer Maria Rilke – Letters to a Young Poet
Tom Robbins – Jitterbug Perfume
Charlotte Perkins Gilman – Herland
Orhan Pamuk – The White Castle
Truman Capote – Breakfast at Tiffany’s
Michael Frayn – Copenhagen
Leo Tolstoy – The Death of Ivan Ilyich
Marjane Satrapi – Persepolis
Alice Munro – Differently
Erasmus – Praise of Folly
John Steinbeck – Of Mice and Men
Milan Kundera – Slowness
Milkhail Sholokhov – And Quite Flows the Don
Aldous Huxley – Brave New World
Oscar Wilde – The Nightingale and the Rose
Haruki Murakami – Samsa in Love
Alexander Pushkin – Eugene Onegin
Gabriel Garcia Marquez – Chronicle of a Death Foretold
Philip Roth – The Plot Against America
Vladimir Nabokov – Pnin

Mayıs 2015 – Waterfront Cafe

11393294_10153413499197450_5977974843661054224_o

Gümüşi bir akşam üzeri
Rotasız varmak yaşama
Meyden bir yudum almadan,
Çakır keyf olmak

Omuzuna dokunan omuzdan dinlerken hikayeni
Onun sesindeki ezgide
belki de kendini ilk kez duymak
Bütün insanlardan birer kırıntı atmak zulaya,
ve şöyle avuç içi kadar bir köşe koparmak
zuladaki çocukluktan,
Doya doya kemirmek

üçünü kişinin (yakın) gözü Samsa’da geri kalan beşin gözü üçüncüde
Kahvenin dalga dalga yaklaşan kokusunda
gelecekten kopup gelen şu anı anımsamak
Bir Bülbül bir Gül bir de duyarsızla
Acımadan acıtmadan
Dugudaş olmak

Sonra,
Uzun, engebeli bir yolda otobüse atlamayı düşlemek
Durup dururken (hahahahahahahha)
Ay saklanmış, milyonlarca yıldız sır olmuşken karanlıkta
Yakamozları seyre dalmak
Akıllara zarar, ruha tam karar
Sizinle olmak…

Didem T

İkinci yılımızı doldururken..

019

Kadınlar arasındaki dostluklar…
Siyah ve yer yer yıldız ışınlı
Bir kumaşın arkasında
Usulca dönen bir çiçek düşünürüm.

Biri lambayı avucunun içiyle kapar
Dünyanın ucunda sözcükler düşünürüm,
Berrak burun delikleri havada biri
Savunma ve içdökü koklar.

Savunmanın binbir gizi
Düzgün açılmış sigara paketleri
Ayakta duran pantolonlar,
Anılar ortalıkta dolaşır ve karmaşır.

Kurtarılmış zamanların
Sonsuz çay içilen
Oturma yerlerinde onlar
Dayanıklı ve yaklaşılmazdırlar.

Cemal Süreya

Cemal Süreya’nın ölüm yıldönümü bugün.. Onun bu mısraları, onu anmak için güzel bir vesile oldu.

İki sene önce bugünlerde, ruh ikizimle oturup bir Viyana kafesinde, bir edebiyat kulübü kurmayı düşlemiştik.. O zaman sadece soyut bir fikir olan hayalimiz, iki sene sonra, şimdi, Chicago Türk Edebiyat Kulübü adında, bir yayın çıkarmış, bir Google grubu olan, bir blog’u olan, çok büyük istisnalar dışında her ay buluşan bir oluşum, bir grup oldu. Onlarca kitap okuduk iki sene içerisinde, hikayeler, romanlar, kurgu olmayan kitaplar.. Hem okuduk, hem yazdık. İstisnasız her buluşmamızın sonunda gözlerimizde paylaşımların derinliği, içimizde dostluğun sıcaklığı, dilimizde unutamayacağımız kelimeler ve cümlelerle ayrıldık masadan. Şehrimizin farklı kafelerini, tadlarını keşfettik, kendi hayatlarımızın mihenk taşlarını kutladık birlikte. En önemlisi de, edebiyatın evrenselliğini tekrar keşfettik, insan duygularının sınır, dil, ülke, coğrafya tanımadığını. Kendi ruhumuzun yansımasını gördük bir çok metinde, içimizdeki o en derin yere dokunan, bizi etkileyen her cümlede. Birlikte şahit olduk bu mucizevi keşfe. Hem kendimizi keşfettik yeniden, hem tanıdık birbirimizi, çok daha yakından.

İkinci senemizi doldururken hayatımda olan, ve olmaya devam edecek bu oluşum için şükran duyguları içindeyim.. Hem birbirimizi bulabildiğimiz, hem bu paylaşımı devamlı ve sürekli bir hale getirebildiğimiz için. İnsanların yüzeysel, anlık, geçici, uçucu yüzlerce ilişki içinde yaşayıp gittiği şu modern toplumda 24 ay boyunca sürekli devam edebilen bir oluşumun bir parçası olabilmek bile gururlandırıyor beni.

İyi ki doğdun Chicago Türk Edebiyat Kulübü! İyi ki varız. Nice kitaplı, okumalı, yazmalı, paylaşımlı senelere..

Esra Taşdelen

9 Ocak 2015

Mektep

Bazen,
Binalar, ağaçlar, rüzgar konuşur

Sen dinlersin.

IMG_5972

yüzyıllık tarihin içinden geçer
sarmaşıklar,
insanın karmaşıklığı
sarar cepheleri
ve fısıltılar çarpar yüzüne
yağmur damlalarında.
ıslandıkça,
saydamlaşır gözlerin.

bir bakmışsın,
kafesin kapısı açılmış
bir kanat çırpışında.
hüznün içinden
sancılı heyecanlar doğuyor.

bir bakmışsın,
var olmuşsun
tutuşan bir ağacın duruşunda.

bir bakmışsın
almış başını gidiyor umut
köşelerde havalanan yaprakların
peşi sıra

bir bakmışsın
telaşlı yüreğin,
alabildiğine dingin.

D-

IMG_5938

Eve Dönmek

(Bu şiir, Şikago Türk Edebiyat Kulübü’nün bir ekip olarak kaleme aldığı rastlantısal şiir çalışmasıdır. Arzu Soybilgiç, Naile Berna Kavuk, Didem Greco, Dilek Gülistan Yünlü, Didem Gürevin Tapban, Evrim Dilsiz, Esra Taşdelen, Yeşim Hacıosmanoğlu) 

277578

Bir zerre, bir koku tanesi
ince ve narin süzüldü, oturdu yanıbaşıma
Dokunsam kaybolacak,
Özünde çok tanıdık, ılık anasütü var
Lakin, dışı pek bir yabancı, buğulu,
dokunup temizlemek istiyorum
O kadar kırılgan ki, tümden yok etmek var
Yok düşünmek bile istemiyorum
Bu çok tanıdık yabancı kokuyla,
çiylerin bulutlardan doğumunu

Zerre kainat oldu, bugün dün,
yetişkinliğim çocukluğum.
Çiyler gözyaşıma kesti,
bulutlar yağmura

Yanaklarımdan süzülen
O ılık, o geç gelen yağmurlar,
beni yollara düşürdü peşinden
Adım adım dolaştım içimin kıvrımlarında
Tanıdık simalara rastladım
unutulmuş köşelerde bekleşen

Ömür akıyor beklerken
Sema ile deryanın buluştuğu yerde
varlık ve yokluk arasında
Buranın bitip, öbür yerin başladığı
Asıl evimi özlüyorum ben

Gittiğim yerde kalamam uzun süre
Çağırır beni sessizce
Gittiğim yerde kalamam çünkü
ararım hep onu bir yerlerde

Kokusu içimi sızlatır
Kokusu yağmurun kokusuna karışır

Hangisi evim nereden bileyim
Her yerde bir yanım eksik
Şu yağmurun kokusu
aylardır ilk kez duyduğum kuşların cıvıltısı,
Gözümü kapatsam hangi şehirdeyim?
Evdeyim ama hep bir özlem içindeyim

Beni ben yapan herşey orada
Huzurum, sevdiğim ve kendim

Balkonda asılı duran kurutulmuş patlıcanlar
penceremde hercai menekşeler

Balıkçıların ağlarındaki umut
sallanan kayıklardaki endişe,
sokakların balıklı deniz kokusu
Özlemim, gençliğim ve ben
hep orada

Gel gör ki, bugün üzerimde,
Rengarenk bir teyyarenin
ucundaki kurdelaya tutunsam,
Dünyanın öbür ucuna doğru
tüm kıtalara bir bir yağmur olup
yağsam,
parmak aralarıma kurşun kalemin izini çıkartacak kadar yazsam,
En mükellef sofralarda, en canlarla ağırlansam
dahi
yerinden kımıldatamayacağım
darmadağın
bir sıkıntı var
Sıkıntı mı, tortusu mu bir şeylerin

Uzak aynalarda izlediğim geçmişimin
Durgun göllerde, yosun kokulu
Yansıması yorgun yüreğimin

Tanıdık bildiğim herşey yabancı
Kendim kendine yabancı
Köksüz ceviz ağacı

Birgün salacak köklerini
toprağın altına belki de
sökemeyeceksin oradan asla
ama şu an belirsiz bir duygu var içimde
Benim de ihtiyacım var yağmura, güneşe

Kana kana içeceğim güneşi
Bir bulsam yitirdiğim inancı,
güveni

Gurbetin de gurbetinde
Kara bir kelebek getirdi güneşi kanatlarında
Artakalan zaman kırıntısı,
Martın tropikal güneşine sığındı
Artık dilini anlamadığım bir sadeliğe özlem duyuyorum
Gerçeğim karmaşık bir bilmece
O sadelikte yaşayamam
ama
özlem duymaktan da vazgeçemem.

Vazgeçtiklerim yeterince acıtırken canımı,
özlem duymam ne garip kalp ağrılarıma
Özlediklerim gülümsetirken
sol tarafımdaki ağrı ne?
Kelebek ömürlü sevgiliydim ben oysa…
Ne kadar uzuuun bir yoldan gelmiştim ona

Diyorum tahta gibi sert bu.
Üzerindeki toz mu, toprak mı, ne?
Yok yok, tam tersi pamuk gibi
Kesin belimin ağrısının nedeni
Zahmet etmiş, hazırlamışlar ne var ki.

Diyorum uzerindeki koku neyin nesi?
Temiz mi, kimlerin eli değdi?
Şikayet etsem, değiştirsem mi?
Yok canım, kuruntu yapıyorum besbelli.

Diyorum o yana dönsem sallantılar,
Bu tarafta kalsam sokaktan ışıltılar,
Bir de serseriler mi ne var, bağrış çağrışlar,
Neyse yorgunuz zaten, dönelim arkamızı, başlasın rüyalar.

Diyorum nerde olsa uyurum,
Ayırt etmem yani, anneannemin divanı, Cemile teyzemin döşeği,
Çadırda tulum olsun, lüks otelin kral dairies,
Kuzenimin ranzası olsun, Janset’in misafirperverliği
Şikayet etmem, kafayı koyar uyurum diyorum hani.

Diyorum ki yolun sonunda,
Belki daha sert, belki daha küçük, belki daha cok yaylanan yatağıma yattığımda,
Ohhh… dünya varmış,
Yatağımı özlemişim.
ışığımı kapatıyorum baş ucumda, sarılıyorum yastığıma,
En tatlı uykuya dalıyorum.

Anneannemin ördüğü renkli battaniye üstümde,
ısıtıyor beni,
her ilmiğinde bir okşama,
sevgisiyle sarıp sarmalama, kucağında gibiyim

Bir uyanıyorum ki ne göreyim
Gökdelenlerden bir yatak başı
Ayak ucumdan caddeler uzanıyor
Bilinmedik bir genişlik kavramından
Floresan bir güneşe doğru
sarı turuncuya kesmiş karanlık
Kamaşıyorum yapaylığında
Anlaşılmaz bir dili konuşuyor
Çalar saat, fokur fokur
Köprüler sıralı yan yana
Yatağımın bir ucundan öbür ucuna
Altından geçen takalar
Yanaşamıyor bildindik bir kıyıya
Neredeyim ben,
Hangi uyku taşıdı beni
Hangi kuşun kanatlarında
Bu kainata

Bir kuş ki,
Zümrüdü Anka mı desem
Simurg mu
Kendi küllerinden doğan
Sonra göllerin aynalarında kendini bulan
Kanatlarında şafağı taşıyan
Sabahı müjdeleyen aydınlık kuş

O kuş beni alsa götürse evime
Tanıdık sohbetlere
Sıcacık gülüşlere
En sevdiklerime
Yanında ben olduklarıma

O kuş, Akdeniz üstünde

Masmavi suların üstünde çırpsa
gene kanatlarını
özgürce

Mavi olsa özgürlüğün adı
huzurun adı,
Gözlerimi ilk açtığımda içime çektiğim mavinin kokusu olsa
içimi onunla doldursam
huzurla, denizle, özgürlükle
Bir de o güzel sesleriyle mavinin

Mavi, kadifeden bir yorgan gibi üstümü örtse,
Lacivert bir gece beni sarmalasa
Turkuaz düşler görsem
Sonunda oturup gecenin ayak ucunda, ondan tirşe masallar dinlesem

Görüyorum
mutlu,
mavi badanalı odalarda uçuşan
kuş tüylerinin gamzeli gülücüklerini yazmak arzusundasınız dostlar
Huzurda,
insanoğlunun bitip tükenmez umudunda,
ana kucağında,
süt kokusunda,
pamuk gibi saran battaniyelerin yumuşağında buluşmak niyetiniz
Ben sizinle orada buluşamam
Gerçekliğimden kaçamam
Eve dönmek, geç kalmışlık benim için
Eve dönmek, yüce alemi içine sığdıran köşkün, oyuncaktan eve dönüşümü
Eve dönmek, ayaksız kalmış taşlı bir terlik
Eve dönmek, çocukluğumun en lezziz ev baklavalarını açan, sobanın arkasında unutulmuş oklava
Eve dönmek, ilk aşkın çocuğunu kendi çocuğun gibi kucaklamak yıllar sonra
Eve dönmek, mahallelilin yüzünde tanıdıklık aramak
Eve dönmek, ipek böcekliğinin çökük merdivenlerinden yuvarlanmak tepe taklak
Eve dönmek, altından berrak bir dere akan taş köprüden geçmek
Babanı kucaklamak için toprağı eşelemek
Saçlarına toprak karışmasından bahtiyar olmak yanına uzanmışken
Eve dönmek, oradan hiç kalkmak istememek
Eve dönmek, çocukluk arkadaşları kucaklakmakla el sıkışmak arasında kalmak
Eve dönmek zor iş dostlar
Karmaşık
Eve dönelim de, ne bulacağız dostlar?

Kuytu

10431827_709143955789918_1563055762_n

“Bir kuytuda durdu, kuytu da laftaydi hani.
İtiverseler omzundan haydi babam salına salına denize oradan.
Bir kuytuda durdu , durmak da laftaydı hani.
İtiverseler omzundan “ben zaten gidiyordum” diyecekti yani.
Bir kuytuda durdu, düsündü.
Ne aitti ne degildi.
Eh..pek bi hoşuna gitti.

Bir kuytuda durdu.
Kuytu da kuytuydu hani
Durmak da durmak o an.
En koyu kallavisi”

Çağan Irmak