Eve Dönmek

(Bu şiir, Şikago Türk Edebiyat Kulübü’nün bir ekip olarak kaleme aldığı rastlantısal şiir çalışmasıdır. Arzu Soybilgiç, Naile Berna Kavuk, Didem Greco, Dilek Gülistan Yünlü, Didem Gürevin Tapban, Evrim Dilsiz, Esra Taşdelen, Yeşim Hacıosmanoğlu) 

277578

Bir zerre, bir koku tanesi
ince ve narin süzüldü, oturdu yanıbaşıma
Dokunsam kaybolacak,
Özünde çok tanıdık, ılık anasütü var
Lakin, dışı pek bir yabancı, buğulu,
dokunup temizlemek istiyorum
O kadar kırılgan ki, tümden yok etmek var
Yok düşünmek bile istemiyorum
Bu çok tanıdık yabancı kokuyla,
çiylerin bulutlardan doğumunu

Zerre kainat oldu, bugün dün,
yetişkinliğim çocukluğum.
Çiyler gözyaşıma kesti,
bulutlar yağmura

Yanaklarımdan süzülen
O ılık, o geç gelen yağmurlar,
beni yollara düşürdü peşinden
Adım adım dolaştım içimin kıvrımlarında
Tanıdık simalara rastladım
unutulmuş köşelerde bekleşen

Ömür akıyor beklerken
Sema ile deryanın buluştuğu yerde
varlık ve yokluk arasında
Buranın bitip, öbür yerin başladığı
Asıl evimi özlüyorum ben

Gittiğim yerde kalamam uzun süre
Çağırır beni sessizce
Gittiğim yerde kalamam çünkü
ararım hep onu bir yerlerde

Kokusu içimi sızlatır
Kokusu yağmurun kokusuna karışır

Hangisi evim nereden bileyim
Her yerde bir yanım eksik
Şu yağmurun kokusu
aylardır ilk kez duyduğum kuşların cıvıltısı,
Gözümü kapatsam hangi şehirdeyim?
Evdeyim ama hep bir özlem içindeyim

Beni ben yapan herşey orada
Huzurum, sevdiğim ve kendim

Balkonda asılı duran kurutulmuş patlıcanlar
penceremde hercai menekşeler

Balıkçıların ağlarındaki umut
sallanan kayıklardaki endişe,
sokakların balıklı deniz kokusu
Özlemim, gençliğim ve ben
hep orada

Gel gör ki, bugün üzerimde,
Rengarenk bir teyyarenin
ucundaki kurdelaya tutunsam,
Dünyanın öbür ucuna doğru
tüm kıtalara bir bir yağmur olup
yağsam,
parmak aralarıma kurşun kalemin izini çıkartacak kadar yazsam,
En mükellef sofralarda, en canlarla ağırlansam
dahi
yerinden kımıldatamayacağım
darmadağın
bir sıkıntı var
Sıkıntı mı, tortusu mu bir şeylerin

Uzak aynalarda izlediğim geçmişimin
Durgun göllerde, yosun kokulu
Yansıması yorgun yüreğimin

Tanıdık bildiğim herşey yabancı
Kendim kendine yabancı
Köksüz ceviz ağacı

Birgün salacak köklerini
toprağın altına belki de
sökemeyeceksin oradan asla
ama şu an belirsiz bir duygu var içimde
Benim de ihtiyacım var yağmura, güneşe

Kana kana içeceğim güneşi
Bir bulsam yitirdiğim inancı,
güveni

Gurbetin de gurbetinde
Kara bir kelebek getirdi güneşi kanatlarında
Artakalan zaman kırıntısı,
Martın tropikal güneşine sığındı
Artık dilini anlamadığım bir sadeliğe özlem duyuyorum
Gerçeğim karmaşık bir bilmece
O sadelikte yaşayamam
ama
özlem duymaktan da vazgeçemem.

Vazgeçtiklerim yeterince acıtırken canımı,
özlem duymam ne garip kalp ağrılarıma
Özlediklerim gülümsetirken
sol tarafımdaki ağrı ne?
Kelebek ömürlü sevgiliydim ben oysa…
Ne kadar uzuuun bir yoldan gelmiştim ona

Diyorum tahta gibi sert bu.
Üzerindeki toz mu, toprak mı, ne?
Yok yok, tam tersi pamuk gibi
Kesin belimin ağrısının nedeni
Zahmet etmiş, hazırlamışlar ne var ki.

Diyorum uzerindeki koku neyin nesi?
Temiz mi, kimlerin eli değdi?
Şikayet etsem, değiştirsem mi?
Yok canım, kuruntu yapıyorum besbelli.

Diyorum o yana dönsem sallantılar,
Bu tarafta kalsam sokaktan ışıltılar,
Bir de serseriler mi ne var, bağrış çağrışlar,
Neyse yorgunuz zaten, dönelim arkamızı, başlasın rüyalar.

Diyorum nerde olsa uyurum,
Ayırt etmem yani, anneannemin divanı, Cemile teyzemin döşeği,
Çadırda tulum olsun, lüks otelin kral dairies,
Kuzenimin ranzası olsun, Janset’in misafirperverliği
Şikayet etmem, kafayı koyar uyurum diyorum hani.

Diyorum ki yolun sonunda,
Belki daha sert, belki daha küçük, belki daha cok yaylanan yatağıma yattığımda,
Ohhh… dünya varmış,
Yatağımı özlemişim.
ışığımı kapatıyorum baş ucumda, sarılıyorum yastığıma,
En tatlı uykuya dalıyorum.

Anneannemin ördüğü renkli battaniye üstümde,
ısıtıyor beni,
her ilmiğinde bir okşama,
sevgisiyle sarıp sarmalama, kucağında gibiyim

Bir uyanıyorum ki ne göreyim
Gökdelenlerden bir yatak başı
Ayak ucumdan caddeler uzanıyor
Bilinmedik bir genişlik kavramından
Floresan bir güneşe doğru
sarı turuncuya kesmiş karanlık
Kamaşıyorum yapaylığında
Anlaşılmaz bir dili konuşuyor
Çalar saat, fokur fokur
Köprüler sıralı yan yana
Yatağımın bir ucundan öbür ucuna
Altından geçen takalar
Yanaşamıyor bildindik bir kıyıya
Neredeyim ben,
Hangi uyku taşıdı beni
Hangi kuşun kanatlarında
Bu kainata

Bir kuş ki,
Zümrüdü Anka mı desem
Simurg mu
Kendi küllerinden doğan
Sonra göllerin aynalarında kendini bulan
Kanatlarında şafağı taşıyan
Sabahı müjdeleyen aydınlık kuş

O kuş beni alsa götürse evime
Tanıdık sohbetlere
Sıcacık gülüşlere
En sevdiklerime
Yanında ben olduklarıma

O kuş, Akdeniz üstünde

Masmavi suların üstünde çırpsa
gene kanatlarını
özgürce

Mavi olsa özgürlüğün adı
huzurun adı,
Gözlerimi ilk açtığımda içime çektiğim mavinin kokusu olsa
içimi onunla doldursam
huzurla, denizle, özgürlükle
Bir de o güzel sesleriyle mavinin

Mavi, kadifeden bir yorgan gibi üstümü örtse,
Lacivert bir gece beni sarmalasa
Turkuaz düşler görsem
Sonunda oturup gecenin ayak ucunda, ondan tirşe masallar dinlesem

Görüyorum
mutlu,
mavi badanalı odalarda uçuşan
kuş tüylerinin gamzeli gülücüklerini yazmak arzusundasınız dostlar
Huzurda,
insanoğlunun bitip tükenmez umudunda,
ana kucağında,
süt kokusunda,
pamuk gibi saran battaniyelerin yumuşağında buluşmak niyetiniz
Ben sizinle orada buluşamam
Gerçekliğimden kaçamam
Eve dönmek, geç kalmışlık benim için
Eve dönmek, yüce alemi içine sığdıran köşkün, oyuncaktan eve dönüşümü
Eve dönmek, ayaksız kalmış taşlı bir terlik
Eve dönmek, çocukluğumun en lezziz ev baklavalarını açan, sobanın arkasında unutulmuş oklava
Eve dönmek, ilk aşkın çocuğunu kendi çocuğun gibi kucaklamak yıllar sonra
Eve dönmek, mahallelilin yüzünde tanıdıklık aramak
Eve dönmek, ipek böcekliğinin çökük merdivenlerinden yuvarlanmak tepe taklak
Eve dönmek, altından berrak bir dere akan taş köprüden geçmek
Babanı kucaklamak için toprağı eşelemek
Saçlarına toprak karışmasından bahtiyar olmak yanına uzanmışken
Eve dönmek, oradan hiç kalkmak istememek
Eve dönmek, çocukluk arkadaşları kucaklakmakla el sıkışmak arasında kalmak
Eve dönmek zor iş dostlar
Karmaşık
Eve dönelim de, ne bulacağız dostlar?